Kitap Özetleri Oku.com

En Geniş İçerikli Kitap Özetleri ve Performans Ödevleri Sitesi

'masal oku' yazıları

Ayağına Diken Batan Karga (Masal)

Bir varmış, bir yokmuş. Gökte uçan, dağda gezen bir karga varmış. Bir gün ayağına bir diken batmış. Çıkarıp bir kocakarıya göstermiş. “Sakla, sonra gelip alırım” demiş. Kocakarı, birkaç gün saklamış. Sonra da şamdanını yakarken yanlışlıkla dikeni de yakmış. O anda karga gelip dikenini istemiş. “Yandı, ne yapayım” demîş.
Karga çıkmış evin karşısında bir dala. Başlamış “ya şamdan, ya diken” diye bağırmaya. Saatlerce bağırınca, kadın kurtulmak için şamdanı vermiş. Karga almış şamdanı, varmış başka bir yaşlı kadının yanma. “Sakla” diyerek şamdanı vermiş. Yaşlı kadın, şamdanı yakarak ahırına inmiş. İnek bir tekmede şamdanı kırmış. Karga gelmiş istemiş. Tuz buz olduğunu öğrenince, “öyleyse ineği ver” demiş. Kadın kulak asmamış. Karga da çıkmış bir dala: “Yaşamdan, ya inek” diye bağırmış da bağırmış. Kadın bakmış kurtu­luş yok, ineği vermiş. Karga ineği alıp, başka bir kocakarıya gö­türmüş ve “bunu sakla, gelip alırım” demiş. Aradan günler geç­miş, karga gelmemiş. Kocakan da ineği kesip, oğlunun düğünün­de ziyafet çekmiş. Karga düğün bitiminde gelip ineğini istemiş. “Yok” cevabını alınca da, bu sefer, “gelini ver” demiş. Tabii ki vermemişler. O da çıkmış bir dala, başlamış bağırmaya: “Ya inek, ya gelin!” Saatler sürmüş.

Yazının Devamını Oku »



UYUYAN GÜZEL Hikayesi

Bundan yıllar önce uzak ülkelerin birinde bir kralla güzeller güzeli bir kraliçe yaşıyordu.Kocaman görkemli bir şatoda oturan kral ve kraliçeyi ülkenin halkı çok seviyordu. Özellikle güzel olduğu kadar iyi kalpli olan kraliçeye herkes hayrandı. Bu iyi yürekli kraliçenin hayattaki en büyük dileği bir çocuk sahibi olmaktı. Sonunda bu dileği gerçekleşti ve güzel bir ilkbahar sabahı harika bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Genç kralla Kraliçenin mutluluğuna diyecek yoktu. Küçük prensesle doğumunu kutlamak için o güne kadar görülmemiş bir şenlik düzenlendi. Bu şenliğe o ülkedeki bütün insanlar ve periler davet edilmişti.

Şenlikler şatonun büyük salonlarında kutlanıyordu. Her taraf o günün şerefine süslenmişti. Bütün davetlerin dikkati, yatağında uslu uslu yatan
minik prensesin üzerindeydi. Melek yüzlü iyilik perileri beşiğin çevresinde toplanmıştı. Her biri sırayla bebeğe iyi dileklerde bulundular.
Kimi ona güzellik, kimi akıl, kimi de cömertlik armağan etti. Fakat büyük bir talihsizlik olmuş ve yaşlı bir periyi şenliğe davet etmeyi unutmuşlardı. Bütün konuklar neşe içinde eğlenirken yaşlı peri birden ortaya çıkıverdi. Şenliğe davet edilmediği için çok kızmıştı. Öfkeyle
küçük prensesin beşiğine yaklaşarak “Onaltı yaşına geldiğinde parmağına bir iğ batacak ve öleceksin” dedi Oradaki herkes şaşkınlıktan donakalmıştı. İşte tam bu sırada henüz dilekte bulunmayan perilerin en genci ileri atıldı. ” Üzülmeyin, dedi yavrunuz ölmeyecek Küçük prenses yüz yıl sürecek derin bir uykuya dalacak ve bir prens gelip onu öptüğünde bu uzun uykudan uyanacak”

Yazının Devamını Oku »



SU DAMLASI – Andersen Masalları

Büyütecin ne olduğunu, her şeyi yüz kat büyülten bir çeşit gözlük camı olduğunu herkes bilir. Bir damla suya büyüteçle bakıldığında binlerce küçük yaratık görünür. Oysa çıplak gözle bakarsak onların hiç birini göremeyiz. Ama onlar her zaman o suyun içindedir. Bir zamanlar “dev amca” adında bir adam yaşarmış, güzel, ilginç olan her şeye sahip olmak istermiş eğer elde edemezse ya büyücüye başvurur yad kendi kendine binbir çeşit yol icat edermiş. Bir gün aline büyüteci alıp bir damla suyu incelemiş suyun içinde o gözle görünmez yaratıklar hiç durmadan hareket ediyorlar, sıçrayıp, hopluyorlarmış. Çok ilginç bulmuş fakat daha net görmek için renklendirmeyi düşünmüş ve kırmızı bir renk damlatmış içine. Bu bir büyücünün kanıymış.

Yazının Devamını Oku »



KUMBARA – Andersen Masalları

Çocukların odasında, gar dolabın üstünde oldukça yüksek bir köşede domuz biçiminde içi ağzına kadar para dolu bir kumbara varmış. Gar dolabın tepesinde yer aldığı için odada olup biteni seyredebiliyor, karnındakilerle her şeyi satın alabileceğini düşünüyordu. Buda onu çok mutlu ediyordu. Odadaki tüm oyuncaklar beraberce oynarlardı fakat kumbarayı oyuna çağırmak için davetiye göndermek gerekiyordu. Çünkü aşağıdaki konuşmaların duyamayacak kadar yüksekte idi. Aşağıdaki oyunları, eğlenceleri yalnızca seyretmekle yetinirdi. Kumbara bu duruma çok üzülmüş çok kızmış ve hayallere dalmıştı. Bir süre sonra bom…. domuz kumbara paramparça yerde yatıyordu.

Yazının Devamını Oku »



ÜÇ ZIPZIPIN ÖYKÜSÜ – Andersen Masalları

Çekirge, pire ve uçan kaz bir gün saraya davet edilmişler. Kral üçünün arasında bir yarış düzenleyecek ve en yükseğe sıçrayana büyük bir ödül verecekmiş. Sonunda ödülü açıklamış. Yarışı kazanana kızımı vereceğim demiş. Yarışmaya önce pire, çekirge sonrada uçan kaz tek tek zıplayarak yarışmışlar. Bunların her biri kendini diğerlerinden üstün görüyormuş. İlk yarışan pire çok yüksek zıplayınca görünmemiş ve onu almamış olarak kabul etmişler. Çekirgede pirenin yarısı kadar zıplamış ancak kralın üstüne konduğu için kral ona çok kızmış. Sıra uçan kaza gelmiş, kaz nazikçe prensesin yanına kadar sıçramış kral bu nazikçe sıçrayışı görünce kararını açıklamış. “En yükseğe sıçrayan kızıma doğru sıçrayandır.” Demiştir ve prensesi uçan kaza vermeğe karar vermiş. Olayı duyan pire ile çekirge yaptıkları hatayı anlayıp çok üzülmüşler.

Yazının Devamını Oku »



Page 1 of 2
1 2

Sonraki Sayfa »