'hayatı' yazıları
En Geniş İçerikli Kitap Özetleri ve Performans Ödevleri Sitesi
d. 1896, İstanbul – ö. 24 Eylül 1973, İstanbul , Türk şair.
Miralay Ahmet Bey’in kızı; 1948 Türkiye İktisat Kongresi’ne vesile olan İstanbul Tüccar Derneği‘nin kurucusu Ahmet Hamdi Başar (Limancı Hamdi)’ın eşidir.
Eğitimine özel hocalardan ders alarak başladı. İstanbul Darülfünun’u Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nden mezun oldu. Uzun süre İstanbul Kız Lisesi’nde coğrafya ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 24 Eylül 1973′te İstanbul’da yaşamını yitirdi.
Başlangıçta Tevfik Fikret’in etkisinde aruz ölçüsüyle şiirler yazarken zaman içinde milli edebiyat akımının ilkelerine uygun olarak hece ölçüsünü kullanmaya başladı. Devrinin tüm şairleri gibi Edebiyat-ı Cedide, Fecr-i Ati ve Milli edebiyat akımı arasında sıkıştı kaldı.
Özellikle milliyetçilik ve Türkçülük üzerine kaleme aldığı eserleri ile ünlenmiştir.
23 Mart 1876’da Diyarbakır’da doğdu. 25 Ekim 1924’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Mehmet Ziya. Babası yerel bir gazetede çalışan memurdu. Eğitimine Diyarbakır’da başladı. Amcasından geleneksel İslam ilimlerini öğrendi. 18 yaşında intihara teşebbüs etti. Bir yıl sonra 1895′te İstanbul’a gitti. Baytar Mektebine kaydını yaptırdı. Buradaki öğrenimi sırasında İbrahim Temo ve İshak Sükûti ile ilişki kurdu. Jön Türkler’den etkilendi. İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı. Muhalif eylemleri nedeniyle 1898’de tutuklandı. Bir yıl cezaevinde kaldı. Serbest bırakıldıktan sonra 1900′de Diyarbakır’a sürgüne gönderildi. 1908′e kadar Diyarbakır’da küçük memuriyetler yaptı. 2′nci Meşrutiyetten sonra İttihat ve Terakki’nin Diyarbakır şubesini kurdu ve temsilcisi oldu. “Peyman” gazetesini çıkardı. 1909′da Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki Kongresi’ne Diyarbakır delegesi olarak katıldı. Bir yıl sonra, örgütün Selanik’teki merkez yönetim kuruluna üye seçildi. 1910’da kurulmasında öncülük yaptığı İttihat Terakki İdadisi’nde sosyoloji dersleri verdi. Bir yandan da “Genç Kalemler” dergisini çıkardı. 1912′de Ergani/Maden (Diyar-ı Bekir) mebusu olarak Meclis-i Mebusan’a seçildi, İstanbul’a taşındı. Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer aldı. Derneğin yayın organı “Türk Yurdu” başta olmak üzere Halka Doğru, İslam Mecmuası, Milli Tetebbular Mecmuası, İktisadiyat Mecmuası, İçtimaiyat Mecmuası, Yeni Mecmua’da yazılar yazdı. Bir yandan da Darülfünun-u Osmani’de (İstanbul Üniversitesi) sosyoloji dersleri verdi.
Muallim Naci, 1850 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Ömer’dir. Babasının ölümü üzerine dayısının yanına Varna’ya gitti. Orada medrese öğrenimi gördü. Varna Rüştiyesi’nde öğretmenlik yaptı. Sait Paşa’nın özel kâtibi olarak Rumeli ve Anadolu’nun birçok kentini dolaştı. İstanbul’a geldi. Memuriyetten istifa etti. Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyat sayfasını yönetmeye başladı. Başka gazetelerde çalıştı. Galatasaray Lisesi ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Yaşadığı dönemde, Recaizade Ekrem ekolüne karşı klasik edebiyatı savundu. Aruzu ustalıkla kullandı. Servet-i Fünûncuları etkiledi. Şiirinin yanında edebiyat tarihi ve sözlük çalışmalarıyla da ilgi çekti. ünlü bir üstattı.1893 yılında 13 Nisan’da öldü ve II. Mahmut Türbesi haziresine gömüldü.
Eserleri
ŞİİR: Terkib-i Bend-i Muallim Naci Ateşpare (1883) Şerâre (1884) Fürûzan (1885) Sümbüle (1889) Yadigâr-ı Naci
ELEŞTİRİ: Muallim (1886) Demdeme (1886)
ANI: Medrese Hatıraları (1885) Ömer’in Çocukluğu (1890-1969)
SÖZLÜK: Lügat-ı Naci (1891-1978)
ARAŞTIRMA: Osmanlı Şairleri (1890-1986) İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984) Esâmi (1890)
MEKTUP: Muhaberat ve Muhaverat (1884) Şöyle Böyle (1884) Mektuplarım (1886)
OYUN: Heder (ölümünden sonra, 1908)
(24 Aralık 1867, İstanbul – 19 Ağustos 1915)
Edebiyat-ı Cedide şairi.
1888′de Galatasaray Lisesi’ni bitirdi ve yine aynı lisede öğrentmenlik yaptı. Devlet dairelerinde memuriyet, okullarda öğretmenlik yaptı. Okul yıllarında başladığı şiirle ilgilenmeyi sürdürdü.
Servet-i Fünun dergisinin çevresinde şekillenen topluluğa katıldı. İlk kitabı Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz) 1900′de yayımlandı.Tevfik Fikret’in Türk şiirinin Batılı bir kimlik kazanmasında rolü büyüktür.
Fikret’in Abdülhak Hamit’in ve Galatasaray sultanisi’nden hocası olan Recaizade Mahmut Ekrem’in tesiriyle Batılı anlayıştaki şiire yönelmiştir.Fikret’in Servet-i Fünun anlayışına bağlı şiirlerinde işlediği konular özelikle aşk,tabiat ve günlük yaşamda karşılaşılan bazı küçük sorunlardır.
Mehmed Akif, 1873 yılında İstanbul’da, sade ve geleneksel bir hayatın yaşandığı Fatih’in Sarıgüzel semtinin Nasuh mahallesinde 12 numaralı evde (Büyük bir yangında harap olan bu semtin ortasından bugün Vatan Caddesi geçmektedir) dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Ragif’tir. Ragif, ebced hesabıyla hicri 1290 rakamına karşılık gelmektedir ve bu rakam Akif’in doğum tarihidir.
Akif, Osmanlı devletinin hasta adam ilan edildiği ve bu görüşün dönemin devlet adamlarına ve aydınlarına uğursuz bir hastalık gibi bulaştığı, çöküş şartlarının hemen herkeste çözülme, umutsuzluk, panik yarattığı, buna rağmen hemen herkesin bir şeyler yapma çabasında olduğu bir dönemdir.
2. Mahmut’un, 3. Selim’in başlattığı yenileşme hareketleri, Tanzimat doruk noktasına varıyor ve bugüne kadar devam eden aydın- halk yabancılaşmasını, milletle devlet arasındaki problemli doğuruyor, toplumsal yarılmalara yol açıyordu. Yenileşme ile başkalaşma arasındaki farklar sık sık belirsizleşiyor atılan her adım ciddi sosyal ve siyasi maliyetler getiriyor, kendinden ve kendi köklerinden beslenen bir yenilenme gerçekleştirilemiyordu.
Korkuyla umut, ataletle hamle çabası, teslimiyetle yiğitçe direniş, çözülüşle yeniden toparlanış aynı anda ve çok zaman kolkola denecek kadar birbirine yakın duruyordu.
Avrupa ülkelerinin Osmanlıyı tasfiyesi politikası bütün hızıyla ve kararlılığı ile devam ediyordu.
Daha Akif 6 yaşında iken Ruslar İstanbul’a kadar ilerliyor Ayestefanos Abidesini dikiyordu. Yine 5 yaşında iken Abdulhamid, Meclis-i Mebusan’ı kapatıyor, devletin ve milletin varlığını korumak için politik dehasına ve çoküş endişesinin yarattığı bir haleti ruhiyeyle baskıcı bir politikaya yöneliyordu.