'edebiyat ödevleri' yazıları
En Geniş İçerikli Kitap Özetleri ve Performans Ödevleri Sitesi
IVAN DMITRITCH, a middle-class man who lived with his family on an income of twelve hundred a year and was very well satisfied with his lot, sat down on the sofa after supper and began reading the newspaper.
“I forgot to look at the newspaper today,” his wife said to him as she cleared the table. “Look and see whether the list of drawings is there.”
“Yes, it is,” said Ivan Dmitritch; “but hasn’t your ticket lapsed?”
“No; I took the interest on Tuesday.”
“What is the number?”
“Series 9,499, number 26.”
“All right . . . we will look . . . 9,499 and 26.”
Ivan Dmitritch had no faith in lottery luck, and would not, as a rule, have consented to look at the lists of winning numbers, but now, as he had nothing else to do and as the newspaper was before his eyes, he passed his finger downwards along the column of numbers. And immediately, as though in mockery of his scepticism, no further than the second line from the top, his eye was caught by the figure 9,499! Unable to believe his eyes, he hurriedly dropped the paper on his knees without looking to see the number of the ticket, and, just as though some one had given him a douche of cold water, he felt an agreeable chill in the pit of the stomach; tingling and terrible and sweet!
Muallim Naci, 1850 yılında İstanbul’da doğdu. Asıl adı Ömer’dir. Babasının ölümü üzerine dayısının yanına Varna’ya gitti. Orada medrese öğrenimi gördü. Varna Rüştiyesi’nde öğretmenlik yaptı. Sait Paşa’nın özel kâtibi olarak Rumeli ve Anadolu’nun birçok kentini dolaştı. İstanbul’a geldi. Memuriyetten istifa etti. Tercüman-ı Hakikat gazetesinde edebiyat sayfasını yönetmeye başladı. Başka gazetelerde çalıştı. Galatasaray Lisesi ve Mekteb-i Hukuk’ta edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. Yaşadığı dönemde, Recaizade Ekrem ekolüne karşı klasik edebiyatı savundu. Aruzu ustalıkla kullandı. Servet-i Fünûncuları etkiledi. Şiirinin yanında edebiyat tarihi ve sözlük çalışmalarıyla da ilgi çekti. ünlü bir üstattı.1893 yılında 13 Nisan’da öldü ve II. Mahmut Türbesi haziresine gömüldü.
Eserleri
ŞİİR: Terkib-i Bend-i Muallim Naci Ateşpare (1883) Şerâre (1884) Fürûzan (1885) Sümbüle (1889) Yadigâr-ı Naci
ELEŞTİRİ: Muallim (1886) Demdeme (1886)
ANI: Medrese Hatıraları (1885) Ömer’in Çocukluğu (1890-1969)
SÖZLÜK: Lügat-ı Naci (1891-1978)
ARAŞTIRMA: Osmanlı Şairleri (1890-1986) İstilahât-ı Edebiyye (1890-1984) Esâmi (1890)
MEKTUP: Muhaberat ve Muhaverat (1884) Şöyle Böyle (1884) Mektuplarım (1886)
OYUN: Heder (ölümünden sonra, 1908)
(24 Aralık 1867, İstanbul – 19 Ağustos 1915)
Edebiyat-ı Cedide şairi.
1888′de Galatasaray Lisesi’ni bitirdi ve yine aynı lisede öğrentmenlik yaptı. Devlet dairelerinde memuriyet, okullarda öğretmenlik yaptı. Okul yıllarında başladığı şiirle ilgilenmeyi sürdürdü.
Servet-i Fünun dergisinin çevresinde şekillenen topluluğa katıldı. İlk kitabı Rubab-ı Şikeste (Kırık Saz) 1900′de yayımlandı.Tevfik Fikret’in Türk şiirinin Batılı bir kimlik kazanmasında rolü büyüktür.
Fikret’in Abdülhak Hamit’in ve Galatasaray sultanisi’nden hocası olan Recaizade Mahmut Ekrem’in tesiriyle Batılı anlayıştaki şiire yönelmiştir.Fikret’in Servet-i Fünun anlayışına bağlı şiirlerinde işlediği konular özelikle aşk,tabiat ve günlük yaşamda karşılaşılan bazı küçük sorunlardır.
Orhan Gazi babası Osman Bey’in anısına o dönem ki başkent Bursa’da büyük bir camii yaptırmaya karar vermiş. Emrindeki bütün mimarları çağırmış huzuruna. “Babam Osman Gazi’nin anısına güzel olduğu kadar görkemli bir camii yapılmasını istiyorum. En güzel projelerinizi yapın getirin bana.” demiş onlara. Kısa bir süre sonra bütün mimarlar en güzel projeleriyle Orhan Gazi’nin huzuruna gelirler. Bütün projeleri tek tek inceleyen Orhan Gazi içlerinden en beğendiğinin sahibi mimarı çağırtmış ve ona kusursuz bir işçilik istediğini söylemiş; “Yörenin en iyi ustaların bulacaksın ve en kaliteli malzemeleri kullanacaksın, hiçbir masraftan da kaçınmayacaksın” diye de belirtmiş. Mimarbaşı birkaç gün içerisinde ülkenin dört bir tarafından en iyi ustaları toplamayı, en kaliteli ve güzel malzemelerin getirtilmesini sağlamış ve sultanın huzuruna çıkmış. Mimarbaşı; “Padişahım” demiş, “Yörenin en iyi duvar, demir, ahşap ustalarıyla en becerikli hat sanatçıları ve nakkaşlarını topladım. İnşatta kullanılacak bütün malzemeler kılı kırk yararak seçildi. Biz hazırız, emir verirsen hemen başlamak isteriz bu kutlu işe” Mimarbaşı’nın anlattıklarından son derece memnun görünen Orhan Gazi, ” Mimarbaşı beni çok iyi dinle” demiş. “Söylediklerin güzel, hemen başlayabilirsiniz camiyi inşa etmeye ama aç kulaklarını dinle şimdi. Bil ki bu camii benim için çok önemli. Bu yüzden ,her kim ki inşaatın yavaşlamasına veya işlerin aksamasına sebep olursa o an kellesini vurdururum. Şimdi çıkın gidin başlayın camiyi yapmaya.”
İnşaat hemen başlamış tabii ki. Mimarbaşı Kambur Bali Çelebi’yi (Karagöz) demirci ustası, Halil Hacı İvaz’ı da (Hacıvat) duvar ustası olarak görevlendirmiş.