Kitap Özetleri Oku.com

En Geniş İçerikli Kitap Özetleri ve Performans Ödevleri Sitesi

Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek – Dede Korkut hikayeleri

19 Ekim 2007

Oğuz beyleri toplanmış yiyip içip eğleniyorlardı. Aralarında bir tek Bay Büre Bey üzgündü. Sebebini soranlara ‘benim de bir oğlum olsa böyle otursak ne güzel olurdu’ dedi. Beyler de dua ettiler, o zamanda onların duası dua bedduası da beddua olurdu. Bay Bican Bey’de kendisine bir kızı olması için dua etmelerini istedi. Onlar da dua ettiler ve Bican Bey’de dedi ki ‘şahitsiniz Allah bana biz kız , Büre Bey’e de oğlan verirse onlar beşik kertmesi olacak’. O oğul büyüdü, Büre Bey oğluna hediyeler alınmasını istedi. Bir kervan gönderdi hediye alsınlar diye. Ama kervanı yolda kafirler durdurdu.

Kafirler tam malları yağmalarken bir yiğit yetişti ve kafileyi kurtardı. Kafiledekiler de ne istersen al buradan dediler. Yiğit kılıçları ve aygırı almak istedi. Bunun üzerine bozuldular. Sebebini sorunca Büre Bey’in oğluna aldık dediler. Yiğit de düşündü:

Yazının Devamını Oku »


Kategori : 100 Temel Eser (İlköğretim),100 Temel Eser (Ortaöğretim)

Değirmenimden Mektuplar

18 Ekim 2007

Kitabın e-kitap halini indirmek için yazının devamına bakınız.

ÖNSÖZ

“Pampérigouste’ta oturan noter Honorat Grapazi’nin önünde,
Vivette Cornille’in kocası ve Cigalières’de çiftçilikle uğraşıp yine aynı yerde oturan Bay Gaspard Mitifio, işbu satış senedi gereğince, Paris’te oturan ve şu anda burada bulunan şair Bay Alphonse Daudet‘ye Rhöne koyağında, Provence’ın göbeğinde, yemyeşil çam ve meşe ağaçlarıyla kaplı bir yamaç üzerinde bulunan bir un ve yel değirmenini, bütün hukuksal ve fiili güvenceleri altında ve her tür borç, ayrıcalık ve tutudan uzak olarak sattığını ve teslim eylediğini ve kanatlarının ucuna değin çıkan yabanıl asma, yosun, biberiye ve öteki asalak bitkilerden de anlaşılacağı üzere, sözü geçen değirmenin yirmi yılı aşkın bir zamandan beri bırakılmış ve öğütme özelliğinden tümüyle yoksun bulunduğunu, buna karşın Bay Alphonse Daudet‘t’nin sözü geçen değirmeni, kırık bulunan büyük çarkı ve tuğlaları arasından ot biten düzlüğüyle, olduğu ve bulunduğu gibi isteğine ve şairlik çalışmasına uygun olduğunu belirterek satıcıya karşı hiçbir vazgeçme hakkı olamamak ve yapılması olası onarım için yararı ve hasarı kendisinin olmak koşuluyla kabul ettiğini,

Yazının Devamını Oku »


Kategori : 100 Temel Eser (İlköğretim)

Kiralık Konak – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

18 Ekim 2007

Başlıca Şahıslar
Naim Efendi: İkinci Abdülhamid döneminde nazırlık yapmış; şimdi emekli, gelenek ve törelere bağlı; olgun, fakat iradesi ve otoritesi zayıf bir adam.
Sekine: Naim Efendi’nin kızı. Babası ile kocası ve çocukları arasında kalmış; zavallı bir kadın.
Servet Bey: Naim Efendi’nin damadı, Sekine’nin kocası. Paraya ve menfaatine son derece düşkün; ahlaksız bir adam. Seniha: Naim Efendi’nin torunu. Serbest yetiştirilmiş; alafranga hayat hayranı şımarık bir kız.
Faik: Devrin ileri gelenlerinden Kasım Paşa’nın oğlu. Son derece ah­laksız, uçarı, yüzsüz bir genç.
Hakkı Çeliş: Naim Efendi’nin yeğeni. İçli bir genç; şair. Romanın he­men hemen tek müspet kahramanı.

Özet

İkinci Abdülhamid döneminde nazırlık yapmış olan Naim Efendi, emekli olduktan sonra Kanlıca’daki konağına çekilmiştir. Münzevi bir hayat yaşamak emelindedir. Fakat damadı Servet Bey ve torunu Seniha, Naim Efendi’nin böyle bir hayat yaşaması­na fırsat vermezler. Servet Bey ve kızı Seniha, alafranga hayat düşkünüdürler. Baba-kız, ikisi de ahlaken zayıf insanlardır. Seni­ha, Faik Bey ile gayri meşru ilişkiye girer, sonra onunla birlikte Av­rupa’ya kaçar. Birinci Dünya Savaşı, bir kısım insanları daha çok yoksulluğa düşürürken, bir kısım insanları da “harp zengini” yap­mıştır.

Yazının Devamını Oku »


Kategori : 100 Temel Eser (Ortaöğretim)

Edebiyatımızdaki İlkler

18 Ekim 2007

*İlk yerli tiyatro eseri:Şinasi / Şair Evlenmesi /1859
*İlk yerli roman :Şemsettin Sami / Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat
*Batılı tekniği uygulayan ilk roman :Halid Ziya Uşaklıgil/Aşk-ı memnu
*İlk çeviri roman :Yusuf Kamil Paşa/ Fenelon’dan Telemak /1859
*İlk köy romanı :Nabizade Nazım / Karabibik
*İlk psikolojik roman:Mehmet Rauf / Eylül
*İlk realist roman :Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası
*İlk resmi Türkçe gazete :Takvim –i Vakayi

Yazının Devamını Oku »


Kategori : Ders Notları

5 “HECECİLER”

17 Ekim 2007

“HECECİLER” adıyla anılan, Hecenin Beş Şairi [Orhan Seyfi (Orhon) 1890-1972; Halit Fahri (Ozansoy) 1891-1971; Enis Behiç (Koryürek) 1891-1949; Yusuf Ziya (Ortaç) 1895-1967; Faruk Nafiz (Çamlıbel)1898-1973] İkinci meşrutiyet dönemindeki Milliyetçilik ve Türk halkını bir araya toplama sürecinde ortaya çıkmış; yurt sevgisini dile getiren hece ölçüsüylüe şiirler yazarmışlardır. “Konuşulan güzel Türkçeyi yazı diline geçirerek yeni ve büyük davayı kazanan ve kazandıranlar” olarak nitelendirilen Hececiler; Ziya Gökalp ve Ömer Seyfettin’lerin başlattıkları “Yeni Lisan” anlayışının etkisiyle, Osmanlıcadan arınan bir dille şiir yazamaya yöneldiler. Ulus/ulusçuluk bilincini sürekli ön planda tutmuşlardır.

Beş Hececiler Hareketi, aruzla yazanlara bir tepkiydi, biçimde ve içerikte sadeliği getirdi. Bu işlevlerinden öte, bir rejimin sorunlarını da tartışmaya yönelmişlerdir.

HALİT FAHRİ OZANSOY

20.yy şair ve yazarlarından Halit Fahri Ozansoy, 12 Temmuz 1891 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Mekteb-i Sultanî (Galatasaray Lisesi)’yi bitirerek, 1916 yılında sınavla Muğla Lisesi’ne edebiyat öğretmeni oldu. İki yıl kadar Muğla ve Konya’da çalıştıktan sonra 1956 yılında emekli oluncaya kadar kırk yıl süreyle İstanbul’da pek çok okulda edebiyat öğret-menliği yaptı.

Yazının Devamını Oku »


Kategori : Biyografiler

Page 83 of 92
1 81 82 83 84 85 92