Kitap Özetleri Oku.com

En Geniş İçerikli Kitap Özetleri ve Performans Ödevleri Sitesi

Solan Umut – Kerime Nadir

21 Ağustos 2017

1.KİTABIN KONUSU:

Kitapta genç bir kızın hayatında ortaya çıkan olaylardan bahsetmektedir.

2.KİTABIN ÖZETİ:

Romanda bir genç kızın hayatından bahs ediliiyor.Başka bir söylenişle desek ,bu genç kızın hayatında baş veren olaylardan bahs edilmektedir.Olaylar İstanbul’un bir semti olan Tarabya’da geçiyor.Romandaki bu genç kızın ismi Sitare’dir.

Sıcak bir yaz günü idi.İstinye koynunun durgun sularında hafif bir iz bırakarak kayan sandal kıyıya yanaşır yanaşmaz Sitare karaya atladı.Daha sonra sandalcıya para verdikten sonra yola koyuldu.Gideceği yer Mavi Köşk’te yaşayan bir profesörün evi idi.Bu profesör Ferruh Tayyip Bey idi.Ona ilgi duyan insanlar profesörü gazetelerdeki yazısından ve radyodaki konuşmasından tanıyorlardı.Sitare de bu indanlardan birisi idi.Kendisi profesöre çok hayrandı.Bu hayranlığından dolayı profesörü sık sık ziyaret eder ve ona olan bağlılığı gittikçe artardı.Sitare Mavi Köşke yaptığı ziyaretler sırasında profesörün ailesini de yakından tanımış oldu.

Profesörün büyük oğlu Salim üç seneden beri Fransa’da tabii ilimler tahsil ediyor.Selim ise daha lisede öğrenci idi.Küçük kızı Belma da henüz orta okula devam ediyordu.Ferruh Bey’in eşi Fetanet Hanım da kocasını ve çocuklarını çok seven birisi idi.

Yazının Devamını Oku »


Kategori : Kitap Özetleri

Sol Ayağım – Christy Brown

21 Ağustos 2017

Chrısty yirmi üç kardeşli ailenin bir çocuğudur. Chrısty dört aylıktan sonra farklı gelişmeler göstermiştir.Boynu hep arkaya düşüyor,bilekleri geriye kayıyordu.Bu sorunları ailesi kendileri çözmeye çalıştılar. Ama başarılı olamadılar. Chrısty bir yaşına geldiğinde doktora gittiler.Doktorlar çocuğun beyinsel özürlü olduğunu söylediler.Ailesi çocuklarının özürlü olduğunu kabul etmek istemiyordu.Beş yaşına kadar Chrısty hep böyle yaşadı.

Tepki veremiyor,konuşamıyor,yürüyemiyordu.Derken Chrısty bir akşam herkes evde otururken ders yapan kardeşi Mona’nın elinden sol ayağıyla kalemi aldı ve karalama yapmaya başladı.Ailesi ve kendisi de bu harekete şaşırmıştı.Annesi Chrısty’le ilgileniyor ve ona alfabe öğretiyordu.Bir gün eve grip olan kardeşi Mona’yı tedaviye mahalle doktoru gelmişti . Chrısty’ni yazı yazarken görmüş ve oldukça şaşırmıştı.Sol ayağı Chrısty’nin herşeyiydi.Her ihtiyacını onunla karşılıyordu. Chrısty’nin bir arabası vardı.Bununla kardeşleriyle beraber dışarı çıkabiliyordu.Bir gün arabası kırıldı ve Chrısty sürekli evde oturmaya başlamıştı.Chrısty artık sürekli düşünüyor ve kendi halinden nefret ediyordu; dış

Yazının Devamını Oku »


Kategori : 100 Temel Eser (İlköğretim)

General Schwarzkopf (Bir Asker, Bir Zafer)

09 Temmuz 2017

Yazarı Robert D.PARRISH

KİTABIN ÖZETİ

Kitapta General Schwarzkopf’un kişiliği tanıtılmakta ve körfez savaşına ışık tutulmaktadır.

Schwarzkopf, ülkesine tarihteki en kesin zaferlerden birini kazandıran, bunu yaparken de şaşırtacak derecede az asker kaybeden bir generaldi. O’na gıpta edenler şanslı olduğunu, doğru zamanda, doğru yerde olduğunu, bazıları da kendi şansını kendinin yarattığını savunacaktır.

1.92 cm. boyunda, 108 kiloluk öfkeli ve korkutucu bir kararlılık simgesi olan Norman, yine de tek tek tüm askerlerin iyiliğini düşünmek konusunda gösterdiği içtenlikle tanınır. Bugüne kadar çeşitli lakapları olmuştur. “Fırtına Norman”, “Çöl Ayısı”, yoğun B-52 bombardıman hücumundan kalan “Ark Işığı”.

1951 yılında, Westpoint Akademisine giren Norman, kariyerini ve tüm yaşamını etkileyecek, ileride onur ve şeref madalyalarını getirecek “Piyade” sınıfını seçti. Teğmen Schwarzkopf ilk olarak, Belçika’da 101 nci Hava ve İndirme Tugayı’nın 187 nci Piyadesine atandı.

Bir sonraki görev yeri “Berlin” Alayı idi. Schwarzkopf, ordunun üst düzey işleyişini izleme fırsatını bulacağı Berlin Komutanlığı Başkomutanı olan generale, yaver olarak atandı. 1961 yılında Kara Kuvvetlerinin, Georgia’daki Benning Üssü Akademisinde, Yüksek Piyade Subayları kursuna gittiğinde Yüzbaşı oldu. Burada kursu bitirenler birkaç yıl içerisinde Kara Kuvvetlerinde söz sahibi olurlar. Georgia’dan, Southern California Üniversitesine giderek yüksek makine mühendisi oldu. Mezuniyetinden sonra, West Point Askeri Akademisine atandı.

Yazının Devamını Oku »


Kategori : Kitap Özetleri

“Dante gibi ortasındayız ömrün” ne demektir – Cahit Sıtkı Tarancı – Otuz beş Yaş

13 Ekim 2015

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.

 

Herkes tarafından bilinen ve Cahit Sıtkı Tarancı’nın da en ünlü şiiri olan Otuz beş Yaş şiiri bu iki mısra ile başlar. Çok sık duysak da “Dante gibi ortasındayız ömrün” kısmının ne anlama geldiğini pek sorgulamamışızdır. Peki Cahit Sıtkı Tarancı burada ne demek istemiştir?

Kim bu Dante Alighieri?
1265 yılında Floransa’da doğmuş bir İtalyan Şairdir. 1274 yılında, yani Dante dokuz yaşında iken bir komşularının verdiği davete babası ile birlikte giderler, orada komşularının sekiz yaşındaki kızı Beatrice’i görür ve ona çocukça bir sevgiyle bağlanır. İkinci defa karşılaştıklarında ise Dante onsekiz Beatrice ise onyedi yaşında birer genç olmuşlardır. Dante’nin Beatrice’e duyduğu çocukça sevgi bu ikinci karşılaşmadan sonra platonik bir aşka dönüşecek ve ömrünün sonuna kadar devam edecektir. Dante bu duygusunu kimseye açmıyor, hatta sevdiğine bile söylemiyordu. Bu karşılıksız aşktan habersiz olan Beatrice 1288 yılında zengin bir şövalye ile evlendi ve evlendikten iki sene sonra 1290 yılında hayata gözlerini yumdu.

Dante’nin kalbinde silinmez bir iz bırakan Beatrice’in ölümü üzerine Dante’nin platonik aşkı mistik ve ilâhi bir aşka dönüşmüş ve Beatrice, Dante’nin kalbinde ölmezliğe erişmişti. Beatrice öldüğünde sevgilisinin adını ölümsüzleştirecek bir eser yazmayı düşünen Dante kendini okumaya vermişti.

Yazının Devamını Oku »


Kategori : Ders Notları

Anna Karenina – Tolstoy

19 Eylül 2015

Anna Karenina, Rus üst sınıfına mensup şık ve güzel bir kadındır. Kibarlığı ve saygıdeğer kişiliği ile çevresinde hayranlık uyandırmaktadır. Kocası, yüksek seviyede bir devlet memurudur. Anna Karenina’nın monoton bir evlilik hayatı vardır; bütün mutluluğu evinde ve çok sevdiği çocuğunda bulmaktadır.

Bir gün, Anna Karenina’ya, ağabeyi ile yengesinin aralarının açıldığı haberi gelir. Anna onları barıştırmak için Moskova’ya gider. Orada Vronski adında yakışıklı, genç bir kontla tanışır. Kontun, Anna’nın akrabası olan bir genç kızla seviştiği haberi ortalıkta dolaşmaktadır. Aslında Kont Vronski, ilk görüşte Anna’ya hayran olmuş ve genç kadına kur yapmaya başlamıştır. Önceleri ilgisiz davranmaya çalışan Anna, bir süre sonra dayanamaz, Vronski’nin aşkına karşılık verir.

Yazının Devamını Oku »


Kategori : Dünya Klasikleri,Kitap Özetleri